28 Ekim 2013 Pazartesi

Seffaf Dosyalar

Elimden tutsan yalnizligimi goreceksin,
Kalbime dokunsan guvensizligimi,
Trafik isiklarini 3 kez kontrol etmeyi, kaldirimdan yurumeyi ogrendim ben...
Kontrolumu kaybedemem...
Yatagim toplu, aklimdakiler bile klasorludur her zaman
Kaybolursun seffaf dosyalarinda yalnizligimin.
Daglardan ucurumlara atlayamam cok zevkli olsa da,
Kosturamam sokak ortasinda ter icinde,
Kontrolu elimde hissetmeliyim, gucumu kalbimde...
Iliskilerim eglenmek uzerinedir, bastan soylerim;
Ben sadece poligami ornegiyim bilirsin, bildigin halde seversin,
Sorgularsan mutlulugumu gorursun kocaman bir huzun...
Paylasamam kalbimi kimseyle,
Eger paylasirsam bir ayna gorursun kendine donuk ve kocaman;
O aynada kendini gorursun, goruntu kaybolur benim merhametimle,sonra orada beni gorursun...
Sana cevrilmis kalbimdeki milyonlarca aynada,
Kendini gordugunu sanirsin, mutlu olursun
Ama aslinda beni gorursun.
Kalbimden yansiyan ne senin ellerin ne senin dudaklarin...
Kalbimden yansiyan sadece benim gecici mutluluklarim!

Gozlerine hapsetme zamani
Keyfi cikmaz
Derin derin gideceksin
Hissedeceksin
Suya dokundugunda ellerin parlayacak damla damla
Mavilikler akacak goz bebeklerinden
Yurudugunde hissedeceksin topragi, hatta dibini goreceksin, ciceklerin yetistigini hissedeceksin
Yasli amcalar seninle konustugu icin mutlu olacaksin
Mutluluktan ucacaksin insan yigini icinde
Adimlarinda canlilik olacak
Sevdiginde kalbinin carpintisini da vucudundaki teri de hissedeceksin
Aldatirsan aglayarak opeceksin diger dudaklari,
Aldatilirsan baskasini operek aglayacaksin
Derinine yasayacaksin her duyguyu
Uzerine birkac satir karalayabileceksin...
Bir kalp kirarsan kendini affettirmek icin toza bulanmayi da
Kalbini kirani kosulsuz affetmeyi de ogreneceksin...
Istemedigin her duyguyu tadacaksin
Yasamak icin bittiklerini de...
Tabii once sevmeyi ogrenmelisin
Cunku sevmeyi sevmediginde buyuyeceksin


22 Ekim 2013 Salı

Disiplin

Okuldaki kiyafet kurallari... Dar pantolon yasak, tayt yasak, kisa etek yasak, askili yasak, hersey yasak! Ama (!) serbest kiyafet... Formali okullarda da hersey yasak! En acisi da kiyafet kurallarinin kiz ogrenciler uzerinden uygulanmasi.
Neden turkiye olarak bu kiyafet meselelerini asamadigimizi anlayamiyorum hala. Avrupa da boyle bir sey yok. Ustelik turban giriyor mini etek giremiyor okullara. Komik! Egitim bunlarla olmaz ki... Sorumluluk, durustluk gibi degerlerle olur. Kiyafetle, makyajla, kisacasi dis gorunusle ilgili herhangi bir seyle egitim olmaz... Etegi kisa olanin akli kisa degildir, akli derslere de egitime de, vermek istediginiz tum degerlere calisir. Kiyafet yasaklarinin sadece kiz ogrenciler uzerinden olmasi da apayri bir konu! Erkeklerin sacina sakalina karisilmiyor, kizlarin ise giydigi pantolona bile karisiliyor (dar mi bol mu vucut hatlari belli oluyor mu?) Kadinlar uzerindeki psikolojik siddetin ne zaman bitecegini bilmiyorum. Kolunu ort, bacagini ort, kafani ort, ceneni kapa... Sonu gelmeyen sinirlamalar, sonu yok. Askili yasak, sort yasak, kisa etek yasak ama turban serbest!
Hangi Avrupa ulkesinde var bu Allah askina?
Sadece temiz, saf, yikanmak icin cok musait beyinlere kisa etegin gunah, turbanin mubah oldugunu isleme cabasi. Kisa etege hoca kizarsa bilsinler ki digerleri bu gunahtir, kotudur ve onu giyen kadinlara da kotu bakilmalidir. Iste bu yuzden mini etekli kadina kotu bakan, cahil bir zihniyet 20 yil sonra da olucak Turkiye de.
Hatta ve hatta ogretmenler ogrencilere kisa etekle cinsel obje olacagini ifade ediyorsa... Onu giyme, bunu giyme, burani ort, surani ort, erkek bakarsa tahrik olur her yanini ort. Bu konuyla ilgili hayli feminist fikirlere yer verip yazimi tamamlayabilirdim, ama daha fazlasini yazmaya sinirlerim musaade etmiyor, siz anladiniz bence :)

16 Ekim 2013 Çarşamba

When Harry Met Sally

Bu aralar 80lerin filmlerine takmis durumdayim. Ayrica son 24 saat icerisinde pretty woman, love actually ve size anlatmayi planladigim when harry met sally filmleri beni duygusal kaosa suruklemis durumdalar... Size tavsiyem: Asla bu 3 filmi degil ayni gun, ayni hafta izlemeyin. Yoksa kendinizi yine mi gelen kutum bos, diye aglarken bulabilirsiniz.
When Harry Met Sally; su ana kadar izledigim filmler arasinda ilk 10a girebilecek, Amerikan yapimi, sicak, klasik sayilabilecek bir romantik komedi. Meg Ryan in estetiksiz halini gorebileceginiz ve iliskileri cok net anlatan nadir filmlerden.


Filmde sorulan asil soru su: Bir kadinla bir erkek arkadas olabilir mi?
Unlu psikanalizci Freud bu soruya yillar yillar once yanit vermis:Hiçbir erkek birlikte olmak istemeyeceği bir kızla yakın arkadaş olmak istemez.
Tabii filmi izleyen herkesin buna verebilecegi farkli yanitlar var...
Filmden notlar:
1.Filmin en cok gulunup konusulan sahnesi su sanirim:
http://www.youtube.com/watch?v=FZluzt3H6tk 
2.Saclar, bele kadar yuksek pantolonlar ve vatkali kazaklarla 80 ve 90larin modasi ve askini super isliyor!
3.Sally nin Ben onu evlenmek istemiyor saniyordum, meger benimle evlenmek istemiyormus diye eski erkek arkadasini aglayarak Harry e anlattigi sahnede cogu insanin kendinden birseyler bulacagina eminim.
Son olarak...
4.Benim filmi izlerken en buyuk konforum; disarida yagmur yagiyor olmasi, yatagimin ustunde bilgisayar olmasi ve cikolatali sutumu koydugum bardagin normal olculerin ustunde buyuk olmasiydi.


15 Ekim 2013 Salı

Usuyorsa Kadin...

Gordugumde icimdeki isigi,

Gorunce seni sevdigimi

Yasemin kokusu yayildi icime gulusunu gorunce.


1 saniyeligine...

Sonra...

Icimdeki aynalardan kostu yalnizligim kendime...

Ellerimden tutasim geldi kendimi, goturesim geldi derinlere...

Sari bir sessizlik vardi gulusunde

Beni yapayalniz birakan

Icimdeki nergis renkli merdivenlerden indiren,

En dipte simsiyah bir boslukta huzunlendiren...

O gulus.... O gulus dilimledi kalbimi ekmek bicagiyla

Goge baktim, hareketliydi bulutlar, nefesimi goruyordum sogukta, bir kiz kosturuyordu otobusun arkasindan, bir elinde balon, digerinde pamuk seker...

Hayat devam ediyordu, ama benim icin durdu bir saniyeligine...

Bir adamin kalbi bir kadina gitti, mutlu son, iyi masal.

Hep bu anlatilir da, ya baska biri o adami cok sevdiyse? Hem de gercekten sevdiyse...

Anlarsin sevdigini, anlarsin da gormezden gelirsin...

Iste goruyorsun karsinda yine o...

Gumus renkli karlar ellerinde usuyorsa kadin bir basina, yalniz.

Teselli olacak yabanci baska dudaklar soguk titretmezken icini,

Iste o sari sessizlikte gulerken uzaktan, kirik renkli paltosunun uzerine dusen saclarina gidiyorsa elleri.

Iste o, iste o, karsindaki....

26 Ağustos 2013 Pazartesi

Bu aralar enlerim...

Cok da umurumda dicen ama bu aralarki enlerimi anlatayim dedim :)
1. en sevdigim sarkıcılar: alanis morisette. Ozellikle oughta know sarkisi cok guzel, aciyi en iyi anlatan sarkilardan. Muthis bir gaz veriyor hem de! Feminist yapiyor insani. Beyonce de sarkiyi cok guzel yorumlamis (mutlaka dinle!)
Does she know how you told me you'd hold me
Until you died, till you died
But you're still alive
diyip lafi koyan sarki :)
 Onun disinda Alanisin hemen hemen her sarkisi bagirarak soylenesi. 
Pretty Reckless a da bayiliyorum sonra. Taylor Momsen in bir gossip girl kizindan rock yildizina donusumunu gozlemleyip hatta before/after yaptigimizda oldukca sasirsak da ben bu halini de sevdim.
En sevdigimden baslayarak siralarsak you, just tonight, you make me wanna die, zombie, under the water, miss nothing sarkilari super. You sarkisini digerlerine gore basit kalsa da benim en cok sevdigim sarki; cunku yavas ritmiyle hem dinlendiriyor, hem de dinleyeni kolayca sarkinin moduna sokuyor. You make me wanna die ise sozlerini ezberledigim diger bir pretty reckless sarkisi. Klibinde kadin cinselligi kullanilarak dikkat cekilmeye calisilsa da klibi olmadan da sarkinin dikkat ceken ve etkileyici bir ritmi var.
Bir diger en sevdigim sarkici ise 27 yasinda ingilteredeki evinde olu bulunan, sansasyonel hayati, uyusturucu ve alkol bagimliligiyla gundemden dusmeyen ama benim kabarik siyah saclari, kendine ozgu stili, dovmeleri ve 5 grammy siyle hatirlamayi tercih ettigim Amy Winehouse. En cok da you know i am no good ve back to black sarkilarini severim. Hele back to black in klibindeki biten bir iliski icin duzenlenen siyah-beyaz cekimdeki cenaze kurgusu oldukca yaratici.


 2. en sevdigim aktor: Johnny Depp (kadinlarin yuzde yetmisinin banko cevabi bu! Karayip Korsanlarinda o seytan carpmis haliyle tatli olabilecek kac kisi vardir?)

 3. en sevdigim film: he is just not that into u (erkeklerin acikca soyledikleri seyleri kadinlarin, evirip, cevirip yorum yaptiklarini anlatan film. Her kadin izlemeli, her kadin diger kadinlara izlettirmeli! Oyuncu kadrosu muthis. Bi de ben romantik-komedi seviyorum. Eger siz de benim gibiyseniz aha da size tekrar tekrar izlenebilecek bir film. Eger ilk randevudan sonra sizi aramayan cocugu aramaya niyetlendiyseniz, once bu filmi izleyin. Asagidaki karede oldugu gibi, filmin size tavsiyesi dont call him he doesnt like you da olabilir :)  )






 4. en sevdigim moda tasarimcisi: alexander mcqueen (yaratici adamlar neden intihar ederler?)


 5. en sevdigim cizgi film: sirinler


 6. en sevdigim super kahraman: superman


 7. en sevdigim renk:nerede olduguna bagli :)


 8. en sevdigim araba markasi: arabalardan hic anlamam kiii :(


 9. en sevdigim kitap: sevimli kucuk yalancilar serisi, duygu asena kitaplari, ustun dokmenin kucuk seyleri


 10. en sevdigim yazar: duygu asena


 11. en sevdigim hayvan: kelebek (yaratim mucizesi) 


12. en sevdigim tatil yeri:didim 

 13. en sevdigim ulke: ingiltere


 14. en sevdigim sehir: izmir


 15. en sevdigim spor: yoga, yuzme, voleybol (yoga ile yuzme birbirlerine cok benziyorlar; cunku ikisi de rahatlayor ve ikisinin de temelinde nefes var, ikisi de ilgilenini mutlu etmek uzere kurulmuslar)


 16. en sevdigim telefon: telefonlardan hic anlamam :( (daha dogrusu teknolojiden hic anlamam; hicbir sosyal ag kullanmiyorum, telefonum da lale devrinden kalma) Sosyal aglari kullansam belki hayatimda bir yeri olur telefonlarin ama su an benim icin sadece mesajlasmak ve aramak, aranmak amacindaki bir alete nicin para dokmeliyim?


 17. en sevdigim bilgisayar oyunu: pc oyunlariyla uzaktan yakindan bir ilgim olmamakla beraber playstation 2de the bouncer bana iyi gelmekte :) Robot doverek rahatliyorum, tum stresimi atiyorum. Ve kotu mikado grubunun en seksi, en cirkef, en guclu kadinlarindan echidnanin tarzina bayiliyorum :)


 18. en sevdigim dergi: cosmopolitan (hadiiii inkar etmeyin, siz de seviyosunuz :) )


 19. en sevdigim yemek: pizza (yaninda patates ve kola da olabilir mi? :) )

 
20.en sevdigim diziler: coupling, friends,sex and the city, pretty little liars,how i met your mother...
Dikkat ettim de simdi hep bir arkadas grubunun basrolu paylastigi dizileri seviyorum.
 How i met your mother in atasi friends diyorlar. Gercekten bircok benzerlik bulabilirsiniz. Ama Friends daha komik, daha sicak, daha samimi. Ayrica Friendste tek en sevilen karakter durumu yok. Monicanin temizlik takintisi, rachelin sosyetik halleri, phoebenin tuhafliklari, rossun dinazor takintisi, chandlerin.... chandlerin her seyi ve joeyin capkinliklari... Oysa how i met your motheri goturen karakter barney stinsondur ve himym izleyicilerinin yuzde doksani ona asiktir. O yuzden henuz ikisini de izlemediyseniz himym ile baslayin cunku friendsten sonra sizi hicbir dizi kesmeyecektir.
Aslinda sozluklerde okuduguma gore friendsin de atasi seinfeldmis. Onu izlemek henuz kismet olmadi. Ama seinfeld sevenler friends sevmez; friends sevenler seinfeld sevmez diye bir sehir efsanesi de dolasmakta. Bakicaz artik :) Ikisinin de bastan baslayarak tekrar tekrar bitiren hayranlari mevcut.
Ben seinfeld yerine onun biraz daha gunumuze yakin olani, friends benzeri couplingi izliyorum su siralar. Okudugum yorumlara gore jeff en sevilen karakter (benim de!). Couplingin friendsten en onemli farki tamamen kadin-erkek iliskileri uzerine kurulu olmasi ve bununla ilgili esprilerin donmesi.
Pretty Little Liars ise izledigim dizilerden en farklisi (ayrica 7 kitabini bitirdigim bir hikaye). Bir gizem dizisi... Ama icinde moda da var ask da polisiye de... Ayrica hicbir karakter mukemmel degil. Senaryoyu etkileyici kilan da bu anti-mukemmellik hali bence.
Sex and the city i cok anlattim onceki yazilarda o yuzden anlatmiciiiim :)


21.en sevdigim sair/siir: nazim hikmet/ mavi gozlu dev
O mavi gözlü bir devdi.
Minnacık bir kadın sevdi.
Kadının hayali minnacık bir evdi,
                       bahçesinde ebruliii
                                 hanımeli
                                              açan bir ev.

22.en sevdigim sarki: my favourite game/the cardigans
Klipteki dovmeli, rockci, kirmizi arabali, ozgur sarisin temasi oldukca tuttu vakti zamaninda. Ayrica sarki muthis bence!
 

23.Haa bu arada en seksi buldugum adamin Gokhan Ozoguz olmasi ilginc mi?

11 Ağustos 2013 Pazar

Lika a Boy

Iliskilerde kadinlarin erkek gibi olmasi fikri... Seni seviyorum diyip aramalarina cevap vermeme, sevistikten sonra ben bi ara seni ararim deme, seks odakli dusunme, hayatinda birkac kisiyi bulundurma ya da hayatinda cok ozel biri varken birilerini yedekleme (erkeklerin unlu kiz telefonlari listesi), mesajlarina gec cevap verme, baglanma ile ilgili problemleri oldugunu soyleme, gercek bir iliski fikrinden korkma...Gercekten sex and the city samanthasi gibi olabilir miyiz? Bu bir kadin icin duygularina ket vurmak anlamina mi gelir? Yoksa poligami erkekler kadar kadinlarin dogasinda da olan birsey midir? Kimileri poligaminin insan dogasinda oldugunu ifade eder. Kimileriyse bazi kisilerin poligamiyi bazen cidden acimasiz olabilen hayatla basetmek icin bir yol olarak sectigini soyler. Her poligamik iliski icimizdeki yarayi kapatmak yerine daha mi kanatir? Yoksa poligami tum bu O kisiyi arama karmasasindan kurtulmanin tek yolu mudur?
Erkeklerin cogu tum bu cokeslilik olayinin onlarin biyolojisine gore tasarlandigini, kadinlara gore olmadigini soylerler.
21. yuzyilda modern kadin icin degisen en onemli seylerden biri de bu sanirim. Artik erkekler gibi davranabiliyoruz!
Bu arada bir not dusmem lazim.  Resimler Ciara nin Like a Boy klibinden  :) Yaziyi en iyi anlatacak sarki oldugunu dusunuyorum, yaziyi da sarkiyi dinlerken yazdim zaten.
Wish we could switch up the roles
And I could be that...
Tell you I love you
But when you call I never get back :)



Bir gun oldukca guzel olan bir arkadasim, arkadasinin tanistirdigi bir kisiyle konusmayi kabul etti. Arkadasi, onu sadece konusmalari icin tanistirmisti ama dusunuldugu gibi olmadi, konusmalari arkadasligin otesine gecmeye basladi ve cikiyoruz startini bir hafta icinde aldilar. Oldukca hizli baslayan bir iliski oldugu icin ben ve cevremdeki tum insanlar onun icin korktuk. Hizli baslayan iliskilerin hizli bittigi (bruno mars ne demiiis easy come easy gooo :) ) bilinen bir sey cunkuuu...


Guzel arkadasim ayni zamanda cekici ve zekiydi de (Sevdiginiz insanlari guzel gordugumuz de bir gercek).Tanistirdiklari cocuk ise her ne kadar kibar olsa da gorunus olarak pek hos degildi (arkadaslari olarak biz salagin teki oldugunu dusunuyorduk). Bu tam bir modern zaman Guzel ve Cirkin hikayesiydi (Beauty and Beast, 1991 yapimi Disney animasyon filmi). Gerci o hikaye mutlu sonla bitmisti.. Sanirim?
Ailelerle tanisilir, yuzuk takma asamasina gelmisken (4. ayin sonu) delikanlinin eski sevgilisi ortaya cikar, oglanin akli ona gider ve bunu ogrenen arkadasim ondan ayrilir. Cocuk bir an icin eski sevgilisinin kafasini karistirdigini soyler ve ozur diler. Cok sancili bir sure sonunda (bir ay kadar) ozurler dilenir, karsilikli aglanir ve barisilir.

Hersey eskisi gibi olmaya baslamistir. Iliskileri tekrar muhtesem gitmeye baslar. Beraber gelecek planlari bile yapilir. Iliskilerin bu kadar hizli baslayip bittigi bir cagda kim kimle gelecek plani yapar ki?
Beraber film izlerken, kola arti popcorn yaptiklari anlardan birinde erkek/erkekler neden ayrilmak ister?
A. Aniden mukemmellikten daral geldiginin fark edilmesi
B. Kafasini karistiran kizin tekrar ortaya cikmasi (erkeklerin kafasi karismaya biraz hazir mi nee)
C. En basindan beri ilk terk edilmenin intikamiydi.
D. Diger (bu sikki isaretleyenler bana anlatabilir mi?)

Bunlari bana bir gun bizde kaldigi iki kisilik pijama partilerimizden birindeyken anlatti.
Ben de kimsenin ona 21. yuzyilda iliskilerin nasil bittigini anlatmadigini fark ettim.Yasadigimiz tam anlamiyla masumiyetsizlik cagi. Unutulmaz asklar yok, iki saat suren kahvaltilar yok(cunku hicbir faaliyet icin uzun zaman ayirmiyoruz, zevk almak, tuketmek ve hemen gecmek istiyoruz) ve bence biri modern kadina romantizmi hatirlatmali. Uzun kahvaltilar yerine patates cipsini-adi uzerinde fast food (hizli yemek) tercih ettigimiz, birini unutmak icin yas donemi yerine yeni birini bulma cozumunu buldugumuz cagda  birisi gercekten aklimizi basimizdan alip bizi yavaslatabilir mi? (Bu arada denedim, gordum: Yas tutmak yerine yeni birisini bulmak gercekten ise yarar bir cozum :D ) 

Cag degistikce ve 2000 sayisinin son iki rakami hizla degisirken insanin egosunun da buyudugunu dusunen bir tek ben miyim? Birini hemen unutmak istememizin nedeni kendimizi (egomuzu) yas ve acidan korumak degil mi? Iliskileri zamani zevkleri ve insanlari neden tuketmek istiyoruz?
Cevrenizdeki kadinlara bakin. Bu kadinlari taniyoruz ve gercekten mukemmel olduklari konusunda hemfikiriz. Louis Vuitton canta alirken (ya da cakmasini :) ) paraya kiyarlar,paraya kiymak icin gercekten cok calisirlar, yeni sac stilleri icin kuaforlerine danisirlar ve basarililar... Ama facebookta iliski durumlarini gizlerler cunku iliskileri yoktur. Ve bu kadinlarin hepsi kendileri icin mukemmel birini bekliyorlar. Oyle acikca beklemiyorlar tabii, hepsinin kendi hayatlari var. Ama gizliden gizliye su cam tabuttan biri bizi cikarabilir mi, diye dusunuyorlar. Cunku etraflarindaki yedi cucelerden artik biktilar.

Bu kadinlarin hemen hemen hepsi yeni bir iliski icin tamamen hazirken ve bu kadinlar gercekten
muhtesemken , etrafta neden hic yeni bir iliskiye hazir ve mukemmel erkek yok? Konu; iliskilerde erkek gibi olmaya gelmisken belki de secenekleri az olan kadinlar erkek gibi davranma luksleri olmadigini dusunuyorlardir.
Bu iliskilerde secen tarafi erkek mi yapar? Yoksa modern zaman kadini dusunuldugunden fazla mi secici? (Cevrenizde hayatinda en az 5 erkegi reddetmemis bir kadin taniyor musunuz?)
Acaba bakimli ve basarili kadin erkeklerin tehdit olarak algiladigi birsey midir? Bu adamlari elde etmek isteyen kadinlar cenelerini kapali tutup, basarilarini gizleyip, onlerine bakip aptal kiz rolu mu oynamalilar? Sizce iliskiler artik tamamen karsilikli rol yapilan bir satranca mi donusmus durumda?
Romantizm icin zaman ayiramamak bu cagin insanlari icin duygusal bir bosluk mu? Yoksa zaman kaybetmemek yeni insanlar tanimak icin bir kazanim mi?

 Arkadastan Ote (Friends with Benefits) ve No Strings Attached (Baglanmak Yok) filmleriyle beraber romantik komedi filmlerinde de yeni bir kol acildi: Duygusalligin tamamen rafa kalktigi iliskiler!
 Iki insanin asla duygularini karistirmadan birseyler yasamasi mumkun mudur? Fuck buddy denilen yeni iliski turunu cok gec olmadan incelemeye baslamali miyiz? Yoksa her fiziksel aktivite biraz da olsa duygu barindirir mi?
Acaba gayler tum bu romantizm isinde bizden cok daha iyi mi olmaya basladilar?Tanidigi kadinlari metalastirmayan, asiri duygusal, hassas ve romantik son topluluk homoseksueller mi?????????? 

Cevrenizde iliskilerine duygularini karistirmayan kadinlar mi erkekler mi diye sorarsam buyuk ihtimalle bana erkekler diye yanit verirsiniz. Ama bunun degismeye basladigini hissetmiyor musunuz? Dunya tarihinde ilk defa kadinlarin da erkekler kadar parasi ve gucu var. Ve ilk kez bu denli sahip olduklari gucu de sonuna kadar kullaniyorlar. Aslinda bir bakima erkekler icin tehdit olusturuyorlar! Guclu kadinlar her yerde. Isyerinizde, karsi sokaktaki kesinlikle sizin evinizden daha gosterisli olan o evde, gecen hafta sizi terk eden kizin icinde bir yerlerde... 
Ve bu guclu kadinlar da uce ayriliyor:
1. Dogru kisiyi (bazilari ruh esi de diyor) bekleyenler
2. Dogru kisiyi ararken eglenenler ya da ruh esinin birden fazla oldugunu dusunenler
3. Dogru kisi  tamamen masal, eglenmemize bakalim diyenler

3. kategori gercekten hizla buyuyor mu? Modern kadin gercek aski aramaktan umudunu tamamen keserek, ruh esi olayinin sadece kadinin ozgurlugunu kisitlamak icin erkekler tarafindan uydurulan birsey oldugunu dusunerek; tamamen guce odaklanip erkeklerin elindeki cinsel, ekonomik ve neredeyse her alandaki ozgurluge mi gozunu dikti?



Size istedigi zaman ulasabilen, ama siz istediginizde ulasamadiginiz erkek en tehlikelisidir. Kadinlarda kotu cocugu sevme icgudusu oldugundan bu adamlara cidden umut baglanilir (lostta sawyer, two and a half man de charlie, sex and the city de mr big...) Aramalariniza cevap vermezler, ama sizi cok begendigini soylerler. Maalesef gecmis iliskilerinize baktiginizda en cok takinti yaptiginiz kisinin bu adam oldugunu soylersiniz.
Iste! Cok yaygin olan bu erkek turunun kadin versiyonlari yavasca turerken sizce bu erkeklerin yaptigi gibi (size karsi hisleri oldugu soyleyip aramalariniza cevap vermeyen, bir iltifat edip 3 ay kendini gizleyen vs) iliskilerimize gercekten duygularimizi karistirmayabilir miyiz?




Kadinlarin duygularini kontrol eden beyinlerinin sag bolumunun daha cok calistigi bir gercek ama Iliskilerde duygusal taraf artik erkek olabilir mi?
Kim bilir belki de 21. yuzyildaki iliskilerde  romantik muzikler esliginde telefon bekleyen tarafin erkek oldugunu gormek mumkundur!





19 Temmuz 2013 Cuma

Monogami / Poligami

Hayatiniz boyunca adam gibi cikma teklif eden, adam gibi evlenme teklif eden, iyi saraptan anlayan, kulturlu, kitap okuyan ya da dunyayi gezen adami hayal etmis olabilirsiniz. Gun gelip o adami bulabilirsiniz. Hatta o adam sizi gercekten sevebilir. Siz de adami sevebilirsiniz, onunla eglenebilirsiniz, iyi vakit gecirebilirsiniz. Ortak bircok nokta bulabilirsiniz. Mukemmel denilebilecek bir iliskiniz olabilir. Iste! Aradigim buydu simdi karsimda! , diyebilirsiniz.

Ama bir gun... o adami yeni bir heyecan icin birakip gidebilirsiniz. Ya da onu aldatabilirsiniz! 30lu yaslardan sonra yeni heyecan aramayan kadinlar genellikle iliskilerine mantik dizisi olarak baksalar da yaygin, bilinen rivayet kadinlarin heyecana bagimli yasadiklari degil midir? Yoksa onaylanma ihtiyacimiz mi var, baskasinin aynasinda kendimizi gormeye....
Aldatma faaliyetlerinin icinde olan cogu insan bunu neden yaptigini bilmiyor. Sectiginiz diger kisinin dis gorunusun daha iyi olmasi , daha iyi opusmesi, karakterinin size daha cok hitap etmesi gibi bir durum soz konusu olmayabiliyor. Aldatan kisi icin onemli olan bazen sadece onun YENI bir kisi olmasi.
Dusundugunuz sey ilk olarak beyaz atli prensinize, erkek arkadasiniza ya da esinize aldattiginizi soylemek zorunda oldugunuz. Peki neden? Iliskiler durustluk uzerine kurulmalidir hipotezi burada devreye giriyor. Gercekten iliskiler durustluk uzerine kurulmali midir? Iliskilerinizde sakladiginiz birseyler hic mi yok???? Barbieli pijamalariniz, sabah makyaj yaparken Tata Young un sexy naughty bitchy sarkisini dinlediginiz,bigudileriniz,  cokokremden nefret ettiginiz ama herkes seviyor diye sizin de sevdiginizi soylediginiz, cilt problemleriniz, eski sevgilinizle yazismalariniz, gecen hafta spor salonunda flort ettiginiz cocuk, babaanne kulotlariniz... Iliskilerde seffaflik ve durustluk onemli tabii ama bazi sirlar var ki sonsuza dek saklanmali!!!
Duymamali gormemeli bilmemeli. Aldatma da bu kucuk tatli sirlar arasinda yer alip sonsuza dek rafa kaldirilmali ve asla soylenmemeli mi?  Belki de itiraf etmek sadece bencilliktir... Kendi icimizi rahatlatirken karsimizdakinin canini yakmis olmuyor muyuz?

Bir teoriye gore erkekler bu konuda hep yalan soylerler ve onlarin hep kucuk kacamaklari vardir. Tum erkekler aldatir diye yaygin bir soyleyis varken kadinlar da 6. hisleri sayesinde hep fark ederler.Kadinlarin onsezileri cok kuvvetlidir cunku... Durum tam tersi oldugunda kadin aldattiginda ise daha avantajlidir. Cunku erkeklerin onsezileri kadinlar kadar kuvvetli degildir. Onlar mantiksal cikarimlar yaparlar ama bizim kadar supheci (paranoyak) olmadiklari icin de fark etme sanslari dusuktur. Ilginc bir sekilde; aldatilan taraf sizseniz aldatmaya dair her detayi, her kucuk detayi bilmek istersiniz; caninizi yakacak her kucuk detayi... (nasil baslamis, nerede baslamis, benleyken de onu dusunuyor muydu vb)
Maalesef her iliskiyi bu kucuk sirlar kusatmisken (erkek arkadasinizin annesine olan antipatinizi de kucuk sirlarimiz listesine dahil edebiliriz) tam anlamiyla durust bir iliski surdurmek mumkun mu?

Prenses beyaz atli prensine yalan soyledi, aldatti ve sonsuza dek mutlu yasadilar... Hikayelerin hicbiri bu sekilde yazilmadigi icin bunun olamayacagi konusunda hemfikiriz... yoksa yeni, yalanci prensesin hikayesini biz olusturabilir miyiz? Belki de yalanlarimiz mutlulugumuzun garantisi olabilir.  

Peki ya onlarin bizden sakladiklari...
Sabah uyandiktan sonra ve gece yatmadan once arasalim takintimizdan hoslanmadiklari....
Ben guzel miyim (aptalca) sorumuza yanitlari (kim bu konuda yeterince durust olabilir ki?)...
Kuafor/alisveris anilarimizdan nefret ettikleri ...

Ya da yalanlari...
Kiza degil cocuga baktim valla :)
Erkek erkege takilicaz (?)
Ben de tam seni dusunuyordum :)
Saclarin cok guzel olmus!
Agzim burnum dagilmis olabilir ama bir de adami gor!
Seni seviyorum cunku farklisin :D

Sarjim bitmis fark etmedim
Ben de tam seni aramak uzereydim
.....
Yani zaten her iliskide bu kadar yalanlar ve sirlar varken aldatmak da bunlardan basit, kucuk bir tanesi sayilabilir mi?

Bir arkadasimin dusuncesine gore (bunu soyleyen erkek degil) aldatmak fiziksel oldugu surece affedilebilir her iki taraf icin de... Onemli olan duygusalliga kaymamasidir.Peki her ne kadar tamamen fiziksel gorsek de her fiziksel iliskinin icinde bir parca da olsa duygu yok mudur?

Daha once de soyledigim gibi bence iliskiler her kati renkli pastalar gibi. Ve bence iki kat ayni anda yenmemeli :) Iki tat, iki kisi, iki ten ayni anda alinamaz cunku. Aldatma iki tadi ayni anda almaya calismak gibi oluyor, her ikisinden de tat aldigini zannedip her ikisinden de tam olarak tat alamiyorsun. Her iki tadi da isteyip, ikisini de birakamiyorsun. Birine ait olamadigin gibi digerine de tam anlamiyla sahip olamiyorsun. Pastanin birini elinden biraktiginda obur pastaya karsi durust olmak gerekiyor. Ama tam anlamiyla durust olursaniz o hala sizi sevebilir mi? Ve siz cevabi ogrenmeye hazir misiniz? Boyle bir itiraf icin dogru yer dogru zaman var mi? Yoksa kotu itiraflar her zaman her yerde hep ayni kotu tesiri mi yaratir?

Aldatma cogu zaman madde bagimliligi  gibi, baslayinca devam etmek istiyorsun, devam ediyorsun, yapmaman gerektigini de biliyorsun. O yuzden bir kereydi bir daha olmayacak diye baslayip devam ediliyor. Her seferinde tekrar olmayacak ASLA deniliyor. Harika bir erkek arkadasim var ne yapiyorum beeen diye kendinize defalarca soruyorsunuz. Ama bagimliliklarda pek mantik yok, dusunmuyorsunuz. Icgudusel hareket ediyorsunuz.

Cevrenizde aldatan/aldatilan biri varsa yanlis yapiyorsunuz demek cok gereksiz. Cunku sacma sonuclar doguyor. Eger birisi yanlis bir sey yapiyor ve yanlis oldugunu biliyorsa siz bunu soylediginizde gereksiz oluyor. Eger yanlis yapiyor ve dogru oldugunu saniyorsa siz yanlis oldugunu soylediginizde fikri yuzde doksan bes degismiyor(insanlarin inandiklarini dogrularini degistirmek cok zor). Iste bu yuzden aldattiginizda da aldatmissin ne kadar kotu bu cooook yanlis diyen birine degil; peki olabilir insaniz diyen birine ihtiyac duyuyorsunuz.
Aldatildiysaniz da onu keske biraksaydin diyen birine degil seni yalniz birakayim diyen birine ihtiyac duyuyorsunuz.
Anahtar sozcuk: YARGILAMA!

Bir arkadasima gore her iki taraf seni seviyorum diyene kadar aldatma sayilmazmis (acikcasi buna katilmiyorum senden hoslaniyorumdan seni seviyoruma gecerken bir sihirli degnek bize deyip tek eslilik-monogami- buyusu mu yapiyor? )
Gecen hafta telefonla konustugum baska bir arkadasima gore ne olursa olsun vicdan azabi cekmemek gerekiyor, cunku cektigin an karsi taraf tarafindan suistimal ediliyor.Aldatmanin nedeni de sadece artik karsinizdaki insana olan hislerinizin bitmesi. Eger hisler bittiyse iliski de bitmeli.
Acikcasi bir kismina katiliyorum ama bu kadar basit oldugunu dusunmuyorum. Yedik yedik tukettik hooop hislerimiz bittiii demek ki artik masadan kalkmaliyiz gibi birsey degil. Sonucta biriyle birseyler paylasiyorsunuz. Bu kadar basit olmamali.

Yalan soylemeniz, aldatmaniz cok kotu olmasina ragmen neden kendimizi cok iyi hissederiz? Neden sucluluk duygusunun yaninda her zaman mutluluk zafer karisimi bir his duyariz?
Yapilan arastirmalara gore bu sekilde olmasi dizayn edilmis bir sey. Feromonlarla ilgili. Aslinda biz sadece kokulara tepki verip, birbirlerine cekilen ya da itilen miknatislariz. Boyle bakinca tum aldatmalar ve yalanlar cok masum gorulebilir. Zaten bu sekilde dizayn edilmis de denilebilir.
Bu sekilde dizayn edilmisse eger,  aldatmanin basladigi cizgi bir seyler yasadigin zaman baslamiyor, bir seyler yasadiktan sonra soylemeyince, saklayinca, yalan soyleyince basliyor diyebilir miyiz? Cekim anlik bir seydir (feromonlarla ilgilidir). Ancak bunu saklarsan aldatma olur diye dusunebilir miyiz? Baskasini dusundugunuz an aldatmadir hipotezi feromonlari hesaba ekleyince fazla acimasiz mi oluyor? Baskasini dusundugunuz an mi, birseyler hissettiginiz an mi, flort ettiginiz an mi, sadece opustugunuz an mi, yattiginiz an mi, tekrarlandiginda mi, ilk yalaninizda mi aldatmis oluyorsunuz? Kurallari kim koyuyor?

Ne olursa olsun her iliskide maskelerin atildigi, seffafliga yaklasildigi bir zaman mutlaka gelir. O gun geldiginde aldatmalar kirik cam parcalari gibi etrafa sacilip birinin canini yakacak, barbieli pijamalariniz ortaya cikacak, cokokrem sevmediginizi herkes anlayacaktir :( Iki seceneginiz var:Bir an once sirlardan kurtulmak, icinizin rahatlamasi ve birilerinin caninin yanmasi ya da o sirlarin her an ortaya cikabileceginin paranoyasi ile devam edip sadece o an icin kimsenin cani yakmadan mutlu olmak.